Sır saklamak bir irade imtihanıdır Bu imtihanı kazanmayan hayatta hiçbir imtihanı kazanamaz | Hazreti Ali

4 Mart 2023 Cumartesi

HİKMETLİ VE BEREKETLİ GECE BERAT GECESİ

Kıymetli Dostlar Berat kandili Şâban ayının 14.gününü 15.gününe bağlayan gecesidir Aslı “Berâet”tir Berat sözlükte bir zorluktan kurtulmak temize çıkmak demektir bu geceye 4 isim verilmektedir “Leyle-i Mübâreke” bereketli bir gece “Leyle-i Berâe” Berat gecesi “Leyle-i sâk” vesîka gecesi “Leyle-i rahme” rahmet gecesi denilir


Bu gecede bir yıl içinde olacak bütün işler hükme bağlanıp ifası için Cenab-ı Hak tarafından ilgili meleklere verilir. Gecesini ibadet ve dua ile gündüzünü ise oruçlu geçirmek faziletlidir


Berat gecesine ait beş haslet bulunmaktadır


1-Her önemli iş bu gecede ayırt edilir.

2-O gecedeki ibadetin fazileti büyüktür.

3-İlâhi rahmet yayılır.

4-Mağfiret gecesidir.

5-O gece, Resûlüllah’a şefaat hakkının tamamı verilmiştir


Aziz Dostlar Sevgili Peygamberimize Şaban’ın on üçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat istemiş bu şefaatin üçte biri verilmiş on dördüncü gecesi yine istemiş üçte biri daha verilmiş on beşinci gece yine talep etmiş bu gece ise Şefaat hakkının tamamı ihsan edilmiştir Bu şefaatten mahrum olanlar devenin ürküp kaçtığı gibi alemlerin rabbi olan Allah’tan kaçanlardır

 

Berat gecesi hakkında Allah Resulü şöyle buyurmuştur


Şaban ayının on beşinci gecesi olduğu zaman gecesinde ibadete kalkın Ve o gecenin gündüzünü oruç tutun Çünkü o gece güneş batınca Allah Teâlâ (Keyfiyeti bizce meçhul bir halde) dünyaya en yakın göğe inerek (o andan) fecir oluncaya kadar 


“Benden mağfiret dileyen yok mu, onu mağfiret edeyim. Benden rızık isteyen yok mu onu rızıklandırayım (Bir bela ile) mübtela olan yok mu, ona kurtuluş vereyim Şöyle olan yok mu? Böyle olan yok mu?” buyurur.” İbn Mâce, H. no: 1388

 

Diğer bir hadisi şerifte ise şöyle buyuruluyor

 

Bu gece Şaban’ın onbeşinci gecesidir. Allah Teâlâ bu gecede Beni Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısınca insanları Cehennem’den kurtarır. Ancak kendisine şirk koşanların Müslümanlara karşı kin nefret ve düşmanlık besleyenlerin akrabalarıyla münasebetini kesenlerin gururlu ve kibirlilerin ana-babasına asî olanların ve devamlı içki içmeye devam edenlerin yüzüne bakmaz.” İbn Mace İkametü's-Salât 191 Tirmizî Savm 38)


Cenab-ı Hak Kur’an’ın Levh-i Mahfuz’dan dünyaya indirildiği Berat gecesi için Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor

 

"Apaçık Kitaba yemin olsun ki Biz Kur’an-ı mübarek bir gecede indirdik Biz gerçekten uyarıcıyız O mübarek gecede her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir." 


Duhan Suresi 1-5

 

BERAT GECESİ YAPILACAK İBADETLER

 

1)Oruç Tutmak: Peygamber Efendimizin, Ramazan dışında en çok oruç tuttuğu ay Şâban ayı idi Ayşe (r.a.) şöyle dedi “Resulullah hiç bir ayda Şâban ayında tuttuğu oruçtan daha fazla oruç tutmazdı Şâban ayının tamamını oruçlu geçirirdi.”


Müslim, Sıyâm 176; İbni Mâce, Sıyâm 30

 

Burada bir hususu arz edelim kandil günlerine özgü özel olarak tutulması şart bir oruç yoktur kandil orucu diye bir oruç çeşidi yoktur kandil günlerinde tutulan oruçlar nafile oruçtur farz ve vacip oruç değildir tutulması zorunlu değildir tutanlar sevap kazanırlar tutmayanlar ise bir günah kazanmazlar

 

Oruç farz vacip ve nafile olmak üzere üç gruba ayrılır farz olan oruçlar ramazan ayında tutulan oruç ile ramazan ayı içinde tutulamayan ve kazaya kalan (kaza edilen edilmesi gereken) keffaret oruçlarıdır Vacip oruçlar Adak oruçları ile bozulan nafile oruçların kaza edilenleri farz ve vacip dışındaki tüm oruçlar ise nafile oruçtur

 

2)Kaza ve Nafile Namaz kılmak: Mübarek gün ve gecelerde en önemli ibadetlerden bir tanesi de nafile ve kaza namazları kılmaktır kaza namazı borcu olan kardeşlerimiz kaza namazı kaza namazı borcu olmayan kardeşlerimiz ise bu geceyi nafile namaz kılarak değerlendirebilir

 

Burada bir hususu daha arz etmek istiyorum mutelif kitaplarda sosyal medya mecralarında televizyonlarda radyolarda internet sitelerinde bu gece kılınması gereken 100 rekat namaz olduğu dair yazılan namaz kuran ve sünnette sahih kaynaklarımızda böyle bir namaz yoktur bu namazın özellikle sünnette sahih hadis kaynaklarında böyle bir namaza rastlamadım bu namaz bir takım cemaat ve tarikata intisap etmiş aklı evvel kimselerin bakkal hesabı mantığıyla ortaya çıkardığı açık kapatmak için ihdas ettiği bid’at olan namazdır bu şekilde kaynaksız delilsiz mübarek gün ve gecelere ait ibadet namaz dua zikir icat ve ihdas eden yayan şarlatanlara din tüccarlarına sokak vaizlerine çöplük fetvacılarına itibar etmeyelim bunların yazmış oldukları sözde eserlerini de alıp okumayalım 

 

3)Kuranı Kerim okumak: Kurʼânʼın nüzulüyle ilgili mübârek iki gece vardır, Beraat gecesi ve Kadir gecesi Beraat gecesi ilm-i ilâhîden topluca zâhir olup meleklere yazdırıldığı gecedir Kadir gecesi fiilen indirildiği gecedir Kurʼân-ı Kerîmʼin dünya semâsına icmâlen nüzûlü Beraat gecesinde tafsîlen nüzûlü de Kadir gecesindedir 

 

İbni Mesut’tan (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah şöyle buyurdu

 

“Kim Kur’ân-ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lâm mîm bir harftir demiyorum; bilâkis elif bir harftir, lâm bir harftir, mîm de bir harftir.” Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân 16


Burada bir hususu daha arz etmek istiyorum Berat gecesinde sadece kuranı kerimi okumayalım hem kuranı kerimi mealiyle birlikte okuyalım ve okuduğumuz ayetlerin üzerine de tefekkür tezekkür tedebbür edelim İlimle meşgul olalım uzun veya kısa yeni hadisi şerifler öğrenelim ilmihal okuyalım Siyer eserlerini okuyalım sevgililer sevgilisi peygamber efendimizin hayatını sünnetlerini bilhassa sahih doğru güvenilir kaynaklardan ve eserlerden okuyalım öğrenelim kısacası Berat gecesinde ilimle de meşgul olalım meşgul olmaya gayret edelim

 

Kısaca toparlayacak ve belirtecek olursak Berat gecesini gündüzünde oruç tutarak muhasebe ederek evvela 5 vakit namazlarımızı akabinde ise kaza ve nafile namazı kılarak kuranı kerim mealiyle birlikte okuyarak ilimle meşgul olarak Tevbe ve İstiğfar ederek Peygamber efendimize Salatü selam getirerek Allah’ı çokça zikrederek bilhassa bol bol dua ederek bu geceyi değerlendirebiliriz

 

Aziz Kardeşlerim Burada da bir hususu arz edelim zikrin belli bir sayısı muayyen vakti belirli bir pozisyonu yoktur Allah'ı zikrin belli bir sayısı olamaz sayıyla Allah'ı zikir diye bir şey yoktur peygamberimizin sahih hadisi şeriflerinde gündelik günlük olarak zikrettiği sayıda zikir hariç sayı ile zikir yapılmaz kuran ve sünnetin gösterdiği bütün zikirler hiç bir sınırlama olmadan her zaman her durumda yapılabilir yapılır


Zikri tesbih ile yapalım yapılmasından yanayım zikirmatik diye sonradan icat edilen bir şeyle tesbih kullanmak yerine onunla zikir yapılmasını bir ilahiyatçı olarak asla tasvip etmiyorum zikir için kullanılmasına da karşı olduğumu belirtmek isterim

 

Berat Kandilinin memleketimiz milletimiz ve Alemi İslam için hayırlara vesile olmasını Ümmeti Muhammedin kurtuluşuna vesile kılmasını Yüce Mevla’dan niyaz ediyorum Berat Kandiliniz Mübarek Olsun Cenabı Allah’ın Selamı Rahmeti Bereketi Mağfireti İkramı İhsanı Üzerinize Olsun Dua Eder Dua Beklerim

 

Hayırla Kalın Allah’a Emanet Olun Araştırmacı İlahiyatçı Eğitimci Yazar Salih Kebapçı

12 Şubat 2023 Pazar

EN YÜKSEK MANEVİ RÜTBE ŞEHİTLİK

 Azîz Dostlar Sözlükte tanık bilen muttali olan hazır olan ve delil anlamlarına gelen, “şehit” kelimesi, din ıstılahında; iman, ibadet ve ahlakı ile insanlara örnek olan (Bakara, 2/63.) ve dinini savunmak ve yaşamak, saldırıya uğrayan vatanlarını, can, mal ve namuslarını korumak için savaşırken düşmanlar tarafından öldürülen (Âl-i İmran, 3/140.) akıllı ve ergen müminlere verilen bir unvandır.“Şehit”, aynı zamanda Allah’ın en güzel isimlerinden biridir. (Âl-i İmran, 3/98.)


Şehitlik rütbesi, Yüce Allah tarafından müminlere ihsan buyrulan, müminlere özgü en yüksek manevi bir rütbedir. Savaşın Allah için, din, iman ve vatan için, can, mal ve namus güvenliği için yapılması gerekir. Kahramanlık, dünyalık ve gösteriş için savaşan bir insan, savaş alanında ölse bile Allah katında şehit olmaz. Çünkü Bakara suresinin 154’üncü ayetinde şehitler için “Allah yolunda öldürülenler” denilmektedir. Sahabeden Ebu Musa el-Eş’ari’nin şu rivayeti de bu hususu ifade etmektedir


Kıymetli Dostlar “Hz. Peygamber’e cesaret gösterisi ve kahramanlık için, ırkçılık için ve gösteriş için savaşan insanın durumu soruldu. ‘Bunların hangisi Allah yolundadır?’ denildi. Hz. Peygamber, ‘Kim Allah’ın kelimesinin, dininin yücelmesi için savaşırsa o Allah yolundadır.’ buyurdu.” (Tirmizi, Cihad, 16.) Dolayısıyla bir insanın Allah katında şehit olabilmesi için mümin olması, Allah için savaşması ve Allah yolunda öldürülmesi gerekir. Şehitlik Müslümanlara özgüdür, bu itibarla Müslüman olmayanlar, şehit olamazlar


ŞEHİTLİK ÇEŞİTLERİ


HAKİKİ ŞEHİTLER


İslam’ın bilinmesi, tanınması ve yücelmesi, vatan, mal, can ve namus savunması için savaşırken ölen akıllı ve ergen Müslümanlara din dilinde “hakiki şehit” denir. Mesela Bedir ve Çanakkale savaşında öldürülen Müslümanlar hakiki şehittir Peygamberimiz (s.a.s.), “Allah yolunda öldürülen şehittir Allah yolunda ölen şehittir.” (Müslim, İmare, 165.) buyurmuştur Hakiki şahitler, yıkanmaz ve kefenlenmez, namazları kılınır ve kanlı elbiseleri ile defnedilir. (Ebu Davud, Cenaiz, 31; Cihad, 40.) Bu şehitler hem dünyada hem hem de ahirette şehittir Askerlerimiz ve Polislerimiz bu şehitlik çeşidinin içerisinde yer almaktadırlar 

 

Peygamberimiz (s.a.s.), Mekkeli müşriklerle yapılan Uhut Savaşı’nda şehit olanların kanlı elbiseleri ile ikişer, üçer kabre defnedilmesini, Kur’an’ı iyi ve çok okuyan şehidin önce kabre konulmasını emretmiş: “Ben kıyamet gününde bunlara şahidim.” demiştir. (Nesai, es-Sünenü’l-Kübra, II, 434, No: 2093; Darakutni, es-Sünen, Siyer, V, 206, No: 4207.)

Hakiki şehit sayılabilmesi için ölenin büluğa ermiş, akıllı ve Müslüman olması, din ve vatan için yapılan bir savaşta veya canını ve malını savunurken haksız yere öldürücü bir aletle öldürülmüş olması gerekir


HÜKMİ ŞEHİTLER


Bunlar: Allah yolunda yapılan savaşta yaralandıktan sonra yiyip içen, uyuyan, tedavi gören, başka bir yere nakledilen ve daha sonra ölen kimseler ile deprem, yangın, sel felaketi, afet ve benzeri musibetlere maruz kalarak ölen, mide ağrısından ölen, doğum sırasında ölen, suda boğularak ölen, kolera, veba ve verem gibi bulaşıcı bir hastalığa yakalanıp ölen, göçük altında kalarak ölen, ilim yolunda ölen ve yanlışlıkla öldürülen Müslümanlardır Ahirette hükmi olarak şehit hükmünde olacaklardır 


Bu hadisi şerifler hangi kimselerin bu anlamda şehit oldukları bildirilmektedir


“Allah yolunda öldürülmenin dışında şehitlik yedi çeşittir: Veba hastalığına yakalanıp ölen şehittir. Suda boğularak ölen şehittir. Zatürre hastalığına yakalanıp ölen şehittir. Mide hastalığı sebebiyle ölen şehittir. Yangında ölen şehittir. Göçük altında kalıp ölen şehittir. Doğum yaparken veya loğusa iken ölen kadın şehittir.” (Ebu Davud, Cenaiz, 14.)


“Haksız yere malı alınmak istenir ve kişi malını vermemek için karşı koyarken öldürülürse şehittir.” (İbn Mace, Hudud, 21.)


“Haksız yere malı alınmak istenen, malını vermemek için mücadele veren ve bu yüzden öldürülen kimse şehittir.” (Ebu Davud, Sünnet, 32.)


“Malı sebebiyle öldürülen kimse şehittir. Eşi ve çocukları için öldürülen veya canını korumak için öldürülen veya dini sebebiyle öldürülen kimse şehittir.” (Ebu Davud, Sünnet, 32.)


Bu şehitler, savaş alanında düşmanlarca öldürülen şehitlerden farklı olarak yıkanırlar, kefenlenirler ve cenaze namazları kılınıp defnedilirler. (Darakutni, es-Sünen, Siyer, V, 206, No: 4207.)


Değerli Dostlar İnsanın beyin, kalp, beden ve diğer organları, işlevlerini bütünüyle yitirdiği, canlılığını kaybettiği, ruh bedenden ayrıldığı zaman ölüm gerçekleşir. Bu durum, Allah yolunda öldürülenler için de söz konusudur. Ancak “Allah yolunda öldürülenler için ölüler demeyin, hayır, onlar diridirler, fakat siz bilemezsiniz.” (Bakara, 2/154.) ayetinde Allah yolunda öldürülenlere ölüler denilmemesi emredilmektedir.“Şehitlere ölüler demeyin.” demek onlar hakkında “ölüler” diyerek ulu orta konuşmayın demektir. Ayette, şehitlerden saygıyla söz edilmesi gerektiğini belirten mecazi bir anlatım vardır.


Diğer taraftan ölen insan, yemez, içmez, herhangi bir şeyden zevk almaz, sevinmez. Hâlbuki şehitler böyle değildir. Çünkü şehitler, görünürde ölmüş olsalar bile Allah’ın kendilerine bahşettiği özel bir hayatla diridirler. Onların hissetme, lezzet ve zevk alma kabiliyetleri vardır. Allah katında onlara bol nimetler, geniş rızıklar sunulmakta ve onlar mutlu bir hayat yaşamaktadırlar fakat dünyadaki insanlar bunu fark edemezler Çünkü şehitlerin hayatları mahiyet bakımından dünyadakilerden farklıdır

Uhud Savaşı’na katılmayanlar, bu savaşta ölenler hakkında “Eğer bize uysalardı öldürülmezlerdi.” (Âl-i İmran, 3/168.) diyenlere cevap olmak üzere şöyle buyrulmuştur


“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler. Onlar, Rableri katında rızıklandırılırlar. Allah’ın lütfundan kendilerine verdiği nimetler ile sevinirler, arkalarından kendilerine ulaşamayan, henüz şehit olmayan kimselere ‘kendileri için hiçbir korku olmayacağını ve üzülmeyeceklerini’ müjdelemek isterler. Allah’ın nimetine, keremine ve Allah’ın müminlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler. Şüphesiz Allah, müminlerin ecrini zayi etmez.” (Âl-i İmran, 3/169–170.)


Ölüm olayı, ruhun bedenden ayrılmasından ibarettir. Ölen ruh değil bedendir. Ölüm ile ruh bedeni terk eder, beden canlılık fonksiyonunu tamamen kaybeder ve zamanla toprakta çürür, ruh ise varlığını sürdürür. İşte şehitlerin ruhları ahiretteki güzel makamlarını görerek mutlu olur ve cennet nimetlerinden faydalanırlar. (Müslim, İmare, 121; Tirmizi, Cihad, 13.)

 

 ŞEHİTLERİN MÜKÂFATLARI


1.Şehitlerin mükâfatı imrenilecek kadar çoktur.“Şehit cennettedir.”(Ebu Davud, Cihad, 25.) buyuran Peygamberimiz (s.a.s.), şehitlerin mükâfatını şöyle bildirmiştir: “Hiç kimse cennete girdikten sonra -bütün dünyaya sahip olsa bile- tekrar dünyaya dönmek istemez, sadece şehitler, kendilerine verilen nimetler sebebiyle dünyaya dönüp on defa şehit olmayı arzu ederler.” (Buhari, Cihad, 21.)


2.Bir insan şehit olunca varsa günahları bağışlanır. “Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerin günahlarını elbette örteceğim. Allah katından bir mükâfat olmak üzere, onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım.” (Âl-i İmran, 3/195.)


Bu ayette Allah yolunda hicret eden, birtakım eziyetlere katlanan, Allah yolunda savaşan ve şehit edilenlerin günahlarının bağışlanacağı ve cennete konulacağı bildirilmektedir. Peygambere iman ettiği için kavmi tarafından şehit edilen bir mümin hakkında Kur’an’da şöyle buyrulmuştur: “Şehit edildiğinde kendisine, gir cennete!” denildi. O da “keşke kavmim Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilselerdi!” dedi.” (Yasin, 36/26–27.)


Ayette, iman ettiği için şehit edilen kimseye üç mükâfat vaat edilmiştir: Cennete konulması, bağışlanması ve cennet nimetlerinden ikram edilmesi. Ancak şehitlerin kul hakları varsa Peygamberimiz bunun bağışlanmayacağını bildirmiştir: “Şehidin borcu hariç bütün günahları bağışlanır.” (Müslim, İmare, 119.)


3.Şehitler ahirette peygamberler, sıddıklar ve salihler ile beraber olurlar.“Kim Allah’a ve peygambere itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddık, özünde, söz, iş ve işlemlerinde dosdoğru olanlarla, şehitlerle ve iyi, salih kimselerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır. Bu lütuf Allah’tandır. Hakkıyla bilen olarak Allah yeter.” (Nisa, 4/69.)


4.Şehitler, ahiret sıkıntısı çekmezler ve yakınlarına şefaatçi olurlar. Şehit olur olmaz bağışlanırlar. Cennetteki makamları gösterilir. (İbn Mace, Cihad 16; Tirmizi, Cihad, 25.)


Sevgili Dostlar “Gazi”, Allah yolunda ve vatan uğrunda savaştığı ve şehit olmayı arzu ettiği hâlde savaş alanında ölmeyen, yaralanıp sağ kalan kimseye verilen manevi bir unvandır. Gazi, şehit olmak ve bu mertebeye yükselmek için savaştığından dolayı o da şehitler gibi değerlidir. Peygamberimiz (s.a.s.), şöyle buyurmuştur: “Bir kimse Allah yolunda şehit olmayı canıgönülden isterse, yatağında ölse bile, Allah onu şehitler derecesine ulaştırır.” (Müslim, İmare, 157.)


“Vatan”, kutsal değerlerimizin, kültürümüzün, hatıralarımızın ve eserlerimizin toplandığı en kıymetli varlığımız, özgürce yaşadığımız, çalıştığımız, eğitim öğretim gördüğümüz, çalışıp rızkımızı kazandığımız, serbestçe seyahat ettiğimiz, inancımızı yaşadığımız, okulumuz, evimiz ve semalara yükselen minareleri ile camilerimiz canımız ve her şeyimizdir


Vatanı kalkındırmak, geliştirmek, terörden, saldırıdan ve düşman tehlikesinden korumak, gerektiğinde vatan için malımız ve canımız ile fedakârlık yapmak, şehit olmak dinî ve vatani görevimizdir. Şair dediği gibi “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, / Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır. ”


Vatan için gerektiğinde savaşırız, şehit veya gazi oluruz. Bu, Rabbimizin bir buyruğudur “Sizinle savaşanlara karşı, Allah yolunda siz de savaşın.” (Bakara, 2/190.)


“Düşmanlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve atlar, savaş araç gereçleri hazırlayın. Onlarla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz.” (Enfal, 8/60.)


Dünyada, namus ve şerefimizi koruyarak huzur ve güven içinde yaşamak, ancak bağımsız bir vatana sahip olmakla mümkündür. Namusumuzu korumamız ve dinî görevlerimizi gereği gibi yerine getirmemiz yine vatan sayesinde mümkün olur. Bu sebeple yüce dinimiz İslam, vatanın korunmasına büyük önem vermiştir


Vatanı korumak hem dinî hem millî bir görevdir. Vatanı saldırıdan korumak, gerektiğinde savaşmak, savaştan kaçmamak Rabbimiz ve peygamberimizin emridir: “Ey iman edenler! Savaş düzeninde iken kafirlerle karşılaştığınız zaman sakın onlara arkanızı dönmeyin, savaştan kaçmayın.


Savaş taktiği olarak düşmanı vurmak için çekilme ya da diğer bir birliğe katılmak durumu hariç- böyle bir günde her kim onlara arkasını dönerse mutlaka o, Allah’ın gazabına uğramış olur. Onun varacağı yer de cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir orası.” (Enfal, 8/15-16.)


“Düşmanla karşılaştığınız zaman sabır ve gücünüzle karşı koyunuz. (Müslim, Cihad, 20.)


“İki göze ateş dokunmayacaktır. Biri Allah korkusundan ağlayan göz, diğeri de Allah yolunda, gece vakti karakolda ve sınırda bekleyen, nöbet tutan ve düşman gözleyen göz.” (Tirmizî, Fedailü’l-Cihad, 12.)


“Bir gün bir gece hudut boyunda nöbet tutmak, gündüzleri oruçla, geceleri de ibadetle geçirilen bir aydan daha hayırlıdır. Vazife başında ölürse yapmakta olduğu amelin sevabı ve rızkı devam eder ve kabir fitnesinden kurtulur.” (Müslim, İmare, 163.)


Bu cennet vatanı canlarını vererek bizlere emanet eden tüm aziz şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum Gazilerimize ise cenabı Allah'tan sağlık sıhhat afiyet huzur esenlik içerisinde bir ömür niyaz ediyorum


Hayırla Kalın Allah'a Emanet Olun  Araştırmacı İlahiyatçı Eğitimci Yazar Salih Kebapçı

21 Ocak 2023 Cumartesi

RAHMET BEREKET VE MAĞFİRET İKLİMİ ÜÇ AYLAR

Bizleri sağlık sıhhat afiyet huzur ve güven içerisinde bir mübarek üç aylara daha salimen kavuşturan ulaştıran rabbimize sonsuz hamdü senalar olsun

Kıymetli Dostlar Cenabı Allah’ın insanlara rahmetini ve nimetlerini çokça ihsan ettiği belli vakitler belli mevsimler vardır Haftanın günleri arasında Cuma kameri aylardan olan Recep Şaban Ramazan ayları da bu türden feyzi ve bereketi bol zaman dilimlerindendir

Üç ayların değerini ifade eden diğer bir önemli özellik ise beş mübarek kandil gecesinden dördünün bu aylar içinde olmasıdır

Regâib, Receb’in ilk cuma gecesi
Mirac Receb’in 27. gecesi
Berat Şaban’ın 15. gecesi
Kadir Gecesi ise Ramazan ayının 27. Gecesi

Receb ve Şaban ayları, rahmet ayı olan Ramazanı karşılayan aylar Ramazan ayının müjdecisidir Kamerî ayların yedincisi aynı zamanda üç ayların ilki olan Receb ayı Sözlükte “korkmak; saygı duymak, tâzim göstermek” anlamlarına gelir recb kökünden türeyen receb kelimesi saygı duyulan ve savaşmanın da haram kabul edildiği dört aydan bir tanesidir Zilkade, Zilhicce, Muharrem Receb aylarıdır (Tevbe suresi 36.ayet)


Kur'an-ı Kerîm'de ismi açıkça zikredilen tek ay yalnızca Ramazan ayıdır Bunun dışında aylarla (hatta günlerle) ilgili ifadeler "Malum (bilinen) günler" "Onlardan dördü haramdır."Haram aylar" şeklinde kapalıdırlar


Üç aylar" ifadesi Kur’an ve Sünnet’te yer almaz. Kur’an’da (Tevbe Suresi 36) Araplar arasında bir örf olarak savaşmanın haram kabul edildiği dört aya (Zilkade, Zilhicce, Muharrem ,Receb) gönderme yapılır


Receb ayında Regâib ve İsra (mi'rac) gibi iki tane mübarek gece bulunmaktadır. Regâib, Receb'in ilk Cuma gecesidir. Rağbet olunan kıymetli şeyler, bol bol ihsan ve çok çok feyiz manalarına gelmektedir


Regaib gecesi Kur’an’da saygı gösterilmesi istenen ve hadislerde herhangi bir gün belirtilmeden oruç tutulması tavsiye edilen haram aylardan Receb ayında özellikle tasavvufî eserlerde yer alan Hz.Peygamber’in Regaib gecesinde ana rahmine düştüğü receb ayının ilk perşembe günü oruç tutup gecesinde Regaib namazı adıyla bir namaz kılmanın sevap olduğu ve bu gecenin birçok faziletinin bulunduğu yönündeki rivayetlerin asılsız olduğu hadis âlimlerince belirtilmiştir Ayrıca isrâ ve mi‘rac olayının Regaib gecesi meydana geldiğine dair rivayetin de aslı bulunmamaktadır


Receb ayının fazileti ile ilgili veya bu ayda tutulacak olan orucun, o ayın belirli bir zamanında tutulacak orucun, belirli bir gecede yapılacak ibadetin fazileti ile ilgili olarak elverişli hiçbir sahih hadisi şerif yoktur bulunmamaktadır bu tip hadislerin tamamı uydurmadır aynı şekilde Receb ayında özel olarak oruç tutulmasını tavsiye eden hiçbir sahih hadis de bulunmamaktadır tamamı uydurmadır


Resûl-i Ekrem’e isnat edilen, “Receb Allah’ın ayıdır, şâban benim ayımdır, ramazan ise ümmetimin ayıdır”; “Receb ayının diğer aylara üstünlüğü Kur’an’ın diğer sözlere üstünlüğü gibidir” şeklindeki sözlerle receb ayının ilk gecesinde veya herhangi bir gecesinde belirli bir namaz kılmaya teşvik eden rivayetlerin tamamı uydurmadır sahih değildir

Bizzat Kur’an’da adı geçen Kadir gecesi de dâhil olmak üzere bu gecelerin hiçbirine dair özel bir ibadet şekli söz konusu değildir. Sahih kaynakların “hiçbirinde” özel bir namaz şeklinden söz edilmemiştir


Reğâib” gecesi adı verilen gecede kimileri tarafından kılınan ve "reğâib namazı" adı verilen namazla ile ilgili hadislerin “tamamı” dört mezhebe mensup muhakkik hadis ve fıkıh âlimleri tarafından “uydurma” ve "bid'at" olarak kabul edilmiştir


Sahih rivayetlerde Peygamberimizin Ramazan ayı dışında hiçbir ayı tam olarak oruçlu geçirmediği en çok Şaban ayında oruç tuttuğu belirtilir. Buharî Savm 51 Müslim Sıyam 175


ÜÇ AYLARI DEĞERLENDİRME YOLLARI


1- İyi Bir Muhasebe yapmak


2-Kur'ân Üzerinde Çalışmak


Kur'ân okumayı öğrenme ve öğretme, anlama ve anlatma, yaşama ve yaşatma, düşünme ve düşündürme tarzında çok yönlüdür. Kur'ân üzerinde yapacağımız bu ve benzeri çalışmalara bugün her günden daha çok ihtiyacımız vardır Kuranla hemhal olmalıyız aramızdaki münasebeti artırmalı “Kuran bize ne anlatıyor?” emirleri ve yasakları neler bize neleri emrediyor neleri tavsiye ediyor üzerine ders çalışır gibi imtihana hazırlanır gibi çalışmalıyız


3- Nafile ibadetleri Çoğaltmak


Oruçta, Pazartesi ve Perşembe, kameri ayın 13,14 ve 15 günleri, mübarek gece (kandil)lerin öncesi ve sonrası, bir gün oruç ve bir gün iftar (Savm-ı Davud) veya tamamı şeklinde bir yol izlenebilir. Bilindiği üzere Hz. Peygamber Receb'in tamamını oruçlu geçirmemiş  Şa'ban'ın tamamına yakınını genel olarak oruçlu geçirmiş ve Ramazan'a birleştirmiştir


Memleketimizde çok yaygın olan üç ayların tamamını aralıksız tutma anlayışı sünnetlerde yoktur. Daha açık bir ifadeyle dini dayanağı yoktur lakin tutulması halinde günah da söz konusu değildir. Bilakis sevap vardır. ama bunu kurana veya sünnete dayandırmadan dinde varmış gibi göstermeden dini emir boyutuna getirmeden şartlanmadan yapmak gerekir


Namaz ile ilgili nafilelerde Revâtib sünnetlerden sonra önceliği gece (teheccüd) namazlarına vermek daha iyidir Geceleri değerlendirmenin yegâne yolu sadece namaz değildir. Namazın dışında en güzel gece ibadeti şüphesiz ilimdir


4- Mali İbadetleri Çoğaltmak

5- Peygamberimizi (s.a.v)'i Daha İyi Tanımaya Çalışmak



1)Dinimizi sahih kaynaklardan kuran ve sünnetten beslenerek istifade ederek öğrenelim öğretelim anlatalım yazalım ve sosyal medya mecralarında paylaşalım gelin bu sene üç aylar'da mübarek zaman dilimlerinde üç aylarla alaklı sahih dini bilgileri hadisi şerifleri duaları paylaşalım dinimizde sahih kaynaklarımızda olmayan bid'atleri paylaşmayalım o tip bilgileri sosyal medya mecralarında paylaşarak hem dinimizi ifsad etmeyelim hem de kazanacağımız sevapları da günaha dönüştürmeyelim


2)Receb ve Şaban aylarında oruç tutmak isteyen kardeşlerimiz Pazartesi Perşembe orucu tutabilirler peygamberimizin de sünnetine uygun olan nafile oruçlardan bir tanesidir


3) Dinimizi Kitabımız kuranımızı peygamberimizi en güzel şekilde sahih güvenilir doğru sağlam kaynaklardan en güzel şekilde öğrenmeye ve öğretmeye gayret edelim dini oyun ve eğlence haline getiren üzerinde oynayan din tüccarlarına itibar etmeyelim uzak duralım


4)Gerek üç aylara gerekse içerisinde kandil gecelerine özel bir ibadet şekli namaz oruç dua zikir yoktur bulunmamaktadır bu tip ibadetler ihdas eden din tüccarlarına asla itibar etmeyelim


Sevgili Peygamberimizin üç aylar girince okuduğu duasını bol bol okuyalım okumaya çalışalım


Allâhümme bârik lenâ fi Recebe ve Şa'bân, ve bellignâ Ramazân

Allah'ım Recep ve Şaban ayını bize mübârek kıl ve bizi Ramazan'a ulaştır


Mübarek Üç ayların ve Regaip kandilinin milletimiz memleketimiz ve alemi İslam'a hayır huzur barış esenlik getirmesini ve kurtuluşumuza vesile olmasını Yüce Rabbim'den niyaz ediyorum


Üç aylarınız ve Regaip Kandiliniz Mübarek Olsun


Hayırla Kalın Allah’a Emanet Olun Selam ve Dua İle


Araştırmacı İlâhiyatçı Eğitimci Yazar Salih Kebapçı


Twitter | İnstagram | @salihkebapcii1 | Yaay | @salihkebapcii