Sır saklamak bir irade imtihanıdır Bu imtihanı kazanmayan hayatta hiçbir imtihanı kazanamaz | Hazreti Ali

12 Şubat 2023 Pazar

EN YÜKSEK MANEVİ RÜTBE ŞEHİTLİK

 Azîz Dostlar Sözlükte tanık bilen muttali olan hazır olan ve delil anlamlarına gelen, “şehit” kelimesi, din ıstılahında; iman, ibadet ve ahlakı ile insanlara örnek olan (Bakara, 2/63.) ve dinini savunmak ve yaşamak, saldırıya uğrayan vatanlarını, can, mal ve namuslarını korumak için savaşırken düşmanlar tarafından öldürülen (Âl-i İmran, 3/140.) akıllı ve ergen müminlere verilen bir unvandır.“Şehit”, aynı zamanda Allah’ın en güzel isimlerinden biridir. (Âl-i İmran, 3/98.)


Şehitlik rütbesi, Yüce Allah tarafından müminlere ihsan buyrulan, müminlere özgü en yüksek manevi bir rütbedir. Savaşın Allah için, din, iman ve vatan için, can, mal ve namus güvenliği için yapılması gerekir. Kahramanlık, dünyalık ve gösteriş için savaşan bir insan, savaş alanında ölse bile Allah katında şehit olmaz. Çünkü Bakara suresinin 154’üncü ayetinde şehitler için “Allah yolunda öldürülenler” denilmektedir. Sahabeden Ebu Musa el-Eş’ari’nin şu rivayeti de bu hususu ifade etmektedir


Kıymetli Dostlar “Hz. Peygamber’e cesaret gösterisi ve kahramanlık için, ırkçılık için ve gösteriş için savaşan insanın durumu soruldu. ‘Bunların hangisi Allah yolundadır?’ denildi. Hz. Peygamber, ‘Kim Allah’ın kelimesinin, dininin yücelmesi için savaşırsa o Allah yolundadır.’ buyurdu.” (Tirmizi, Cihad, 16.) Dolayısıyla bir insanın Allah katında şehit olabilmesi için mümin olması, Allah için savaşması ve Allah yolunda öldürülmesi gerekir. Şehitlik Müslümanlara özgüdür, bu itibarla Müslüman olmayanlar, şehit olamazlar


ŞEHİTLİK ÇEŞİTLERİ


HAKİKİ ŞEHİTLER


İslam’ın bilinmesi, tanınması ve yücelmesi, vatan, mal, can ve namus savunması için savaşırken ölen akıllı ve ergen Müslümanlara din dilinde “hakiki şehit” denir. Mesela Bedir ve Çanakkale savaşında öldürülen Müslümanlar hakiki şehittir Peygamberimiz (s.a.s.), “Allah yolunda öldürülen şehittir Allah yolunda ölen şehittir.” (Müslim, İmare, 165.) buyurmuştur Hakiki şahitler, yıkanmaz ve kefenlenmez, namazları kılınır ve kanlı elbiseleri ile defnedilir. (Ebu Davud, Cenaiz, 31; Cihad, 40.) Bu şehitler hem dünyada hem hem de ahirette şehittir Askerlerimiz ve Polislerimiz bu şehitlik çeşidinin içerisinde yer almaktadırlar 

 

Peygamberimiz (s.a.s.), Mekkeli müşriklerle yapılan Uhut Savaşı’nda şehit olanların kanlı elbiseleri ile ikişer, üçer kabre defnedilmesini, Kur’an’ı iyi ve çok okuyan şehidin önce kabre konulmasını emretmiş: “Ben kıyamet gününde bunlara şahidim.” demiştir. (Nesai, es-Sünenü’l-Kübra, II, 434, No: 2093; Darakutni, es-Sünen, Siyer, V, 206, No: 4207.)

Hakiki şehit sayılabilmesi için ölenin büluğa ermiş, akıllı ve Müslüman olması, din ve vatan için yapılan bir savaşta veya canını ve malını savunurken haksız yere öldürücü bir aletle öldürülmüş olması gerekir


HÜKMİ ŞEHİTLER


Bunlar: Allah yolunda yapılan savaşta yaralandıktan sonra yiyip içen, uyuyan, tedavi gören, başka bir yere nakledilen ve daha sonra ölen kimseler ile deprem, yangın, sel felaketi, afet ve benzeri musibetlere maruz kalarak ölen, mide ağrısından ölen, doğum sırasında ölen, suda boğularak ölen, kolera, veba ve verem gibi bulaşıcı bir hastalığa yakalanıp ölen, göçük altında kalarak ölen, ilim yolunda ölen ve yanlışlıkla öldürülen Müslümanlardır Ahirette hükmi olarak şehit hükmünde olacaklardır 


Bu hadisi şerifler hangi kimselerin bu anlamda şehit oldukları bildirilmektedir


“Allah yolunda öldürülmenin dışında şehitlik yedi çeşittir: Veba hastalığına yakalanıp ölen şehittir. Suda boğularak ölen şehittir. Zatürre hastalığına yakalanıp ölen şehittir. Mide hastalığı sebebiyle ölen şehittir. Yangında ölen şehittir. Göçük altında kalıp ölen şehittir. Doğum yaparken veya loğusa iken ölen kadın şehittir.” (Ebu Davud, Cenaiz, 14.)


“Haksız yere malı alınmak istenir ve kişi malını vermemek için karşı koyarken öldürülürse şehittir.” (İbn Mace, Hudud, 21.)


“Haksız yere malı alınmak istenen, malını vermemek için mücadele veren ve bu yüzden öldürülen kimse şehittir.” (Ebu Davud, Sünnet, 32.)


“Malı sebebiyle öldürülen kimse şehittir. Eşi ve çocukları için öldürülen veya canını korumak için öldürülen veya dini sebebiyle öldürülen kimse şehittir.” (Ebu Davud, Sünnet, 32.)


Bu şehitler, savaş alanında düşmanlarca öldürülen şehitlerden farklı olarak yıkanırlar, kefenlenirler ve cenaze namazları kılınıp defnedilirler. (Darakutni, es-Sünen, Siyer, V, 206, No: 4207.)


Değerli Dostlar İnsanın beyin, kalp, beden ve diğer organları, işlevlerini bütünüyle yitirdiği, canlılığını kaybettiği, ruh bedenden ayrıldığı zaman ölüm gerçekleşir. Bu durum, Allah yolunda öldürülenler için de söz konusudur. Ancak “Allah yolunda öldürülenler için ölüler demeyin, hayır, onlar diridirler, fakat siz bilemezsiniz.” (Bakara, 2/154.) ayetinde Allah yolunda öldürülenlere ölüler denilmemesi emredilmektedir.“Şehitlere ölüler demeyin.” demek onlar hakkında “ölüler” diyerek ulu orta konuşmayın demektir. Ayette, şehitlerden saygıyla söz edilmesi gerektiğini belirten mecazi bir anlatım vardır.


Diğer taraftan ölen insan, yemez, içmez, herhangi bir şeyden zevk almaz, sevinmez. Hâlbuki şehitler böyle değildir. Çünkü şehitler, görünürde ölmüş olsalar bile Allah’ın kendilerine bahşettiği özel bir hayatla diridirler. Onların hissetme, lezzet ve zevk alma kabiliyetleri vardır. Allah katında onlara bol nimetler, geniş rızıklar sunulmakta ve onlar mutlu bir hayat yaşamaktadırlar fakat dünyadaki insanlar bunu fark edemezler Çünkü şehitlerin hayatları mahiyet bakımından dünyadakilerden farklıdır

Uhud Savaşı’na katılmayanlar, bu savaşta ölenler hakkında “Eğer bize uysalardı öldürülmezlerdi.” (Âl-i İmran, 3/168.) diyenlere cevap olmak üzere şöyle buyrulmuştur


“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler. Onlar, Rableri katında rızıklandırılırlar. Allah’ın lütfundan kendilerine verdiği nimetler ile sevinirler, arkalarından kendilerine ulaşamayan, henüz şehit olmayan kimselere ‘kendileri için hiçbir korku olmayacağını ve üzülmeyeceklerini’ müjdelemek isterler. Allah’ın nimetine, keremine ve Allah’ın müminlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler. Şüphesiz Allah, müminlerin ecrini zayi etmez.” (Âl-i İmran, 3/169–170.)


Ölüm olayı, ruhun bedenden ayrılmasından ibarettir. Ölen ruh değil bedendir. Ölüm ile ruh bedeni terk eder, beden canlılık fonksiyonunu tamamen kaybeder ve zamanla toprakta çürür, ruh ise varlığını sürdürür. İşte şehitlerin ruhları ahiretteki güzel makamlarını görerek mutlu olur ve cennet nimetlerinden faydalanırlar. (Müslim, İmare, 121; Tirmizi, Cihad, 13.)

 

 ŞEHİTLERİN MÜKÂFATLARI


1.Şehitlerin mükâfatı imrenilecek kadar çoktur.“Şehit cennettedir.”(Ebu Davud, Cihad, 25.) buyuran Peygamberimiz (s.a.s.), şehitlerin mükâfatını şöyle bildirmiştir: “Hiç kimse cennete girdikten sonra -bütün dünyaya sahip olsa bile- tekrar dünyaya dönmek istemez, sadece şehitler, kendilerine verilen nimetler sebebiyle dünyaya dönüp on defa şehit olmayı arzu ederler.” (Buhari, Cihad, 21.)


2.Bir insan şehit olunca varsa günahları bağışlanır. “Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerin günahlarını elbette örteceğim. Allah katından bir mükâfat olmak üzere, onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım.” (Âl-i İmran, 3/195.)


Bu ayette Allah yolunda hicret eden, birtakım eziyetlere katlanan, Allah yolunda savaşan ve şehit edilenlerin günahlarının bağışlanacağı ve cennete konulacağı bildirilmektedir. Peygambere iman ettiği için kavmi tarafından şehit edilen bir mümin hakkında Kur’an’da şöyle buyrulmuştur: “Şehit edildiğinde kendisine, gir cennete!” denildi. O da “keşke kavmim Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilselerdi!” dedi.” (Yasin, 36/26–27.)


Ayette, iman ettiği için şehit edilen kimseye üç mükâfat vaat edilmiştir: Cennete konulması, bağışlanması ve cennet nimetlerinden ikram edilmesi. Ancak şehitlerin kul hakları varsa Peygamberimiz bunun bağışlanmayacağını bildirmiştir: “Şehidin borcu hariç bütün günahları bağışlanır.” (Müslim, İmare, 119.)


3.Şehitler ahirette peygamberler, sıddıklar ve salihler ile beraber olurlar.“Kim Allah’a ve peygambere itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddık, özünde, söz, iş ve işlemlerinde dosdoğru olanlarla, şehitlerle ve iyi, salih kimselerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır. Bu lütuf Allah’tandır. Hakkıyla bilen olarak Allah yeter.” (Nisa, 4/69.)


4.Şehitler, ahiret sıkıntısı çekmezler ve yakınlarına şefaatçi olurlar. Şehit olur olmaz bağışlanırlar. Cennetteki makamları gösterilir. (İbn Mace, Cihad 16; Tirmizi, Cihad, 25.)


Sevgili Dostlar “Gazi”, Allah yolunda ve vatan uğrunda savaştığı ve şehit olmayı arzu ettiği hâlde savaş alanında ölmeyen, yaralanıp sağ kalan kimseye verilen manevi bir unvandır. Gazi, şehit olmak ve bu mertebeye yükselmek için savaştığından dolayı o da şehitler gibi değerlidir. Peygamberimiz (s.a.s.), şöyle buyurmuştur: “Bir kimse Allah yolunda şehit olmayı canıgönülden isterse, yatağında ölse bile, Allah onu şehitler derecesine ulaştırır.” (Müslim, İmare, 157.)


“Vatan”, kutsal değerlerimizin, kültürümüzün, hatıralarımızın ve eserlerimizin toplandığı en kıymetli varlığımız, özgürce yaşadığımız, çalıştığımız, eğitim öğretim gördüğümüz, çalışıp rızkımızı kazandığımız, serbestçe seyahat ettiğimiz, inancımızı yaşadığımız, okulumuz, evimiz ve semalara yükselen minareleri ile camilerimiz canımız ve her şeyimizdir


Vatanı kalkındırmak, geliştirmek, terörden, saldırıdan ve düşman tehlikesinden korumak, gerektiğinde vatan için malımız ve canımız ile fedakârlık yapmak, şehit olmak dinî ve vatani görevimizdir. Şair dediği gibi “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, / Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır. ”


Vatan için gerektiğinde savaşırız, şehit veya gazi oluruz. Bu, Rabbimizin bir buyruğudur “Sizinle savaşanlara karşı, Allah yolunda siz de savaşın.” (Bakara, 2/190.)


“Düşmanlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve atlar, savaş araç gereçleri hazırlayın. Onlarla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz.” (Enfal, 8/60.)


Dünyada, namus ve şerefimizi koruyarak huzur ve güven içinde yaşamak, ancak bağımsız bir vatana sahip olmakla mümkündür. Namusumuzu korumamız ve dinî görevlerimizi gereği gibi yerine getirmemiz yine vatan sayesinde mümkün olur. Bu sebeple yüce dinimiz İslam, vatanın korunmasına büyük önem vermiştir


Vatanı korumak hem dinî hem millî bir görevdir. Vatanı saldırıdan korumak, gerektiğinde savaşmak, savaştan kaçmamak Rabbimiz ve peygamberimizin emridir: “Ey iman edenler! Savaş düzeninde iken kafirlerle karşılaştığınız zaman sakın onlara arkanızı dönmeyin, savaştan kaçmayın.


Savaş taktiği olarak düşmanı vurmak için çekilme ya da diğer bir birliğe katılmak durumu hariç- böyle bir günde her kim onlara arkasını dönerse mutlaka o, Allah’ın gazabına uğramış olur. Onun varacağı yer de cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir orası.” (Enfal, 8/15-16.)


“Düşmanla karşılaştığınız zaman sabır ve gücünüzle karşı koyunuz. (Müslim, Cihad, 20.)


“İki göze ateş dokunmayacaktır. Biri Allah korkusundan ağlayan göz, diğeri de Allah yolunda, gece vakti karakolda ve sınırda bekleyen, nöbet tutan ve düşman gözleyen göz.” (Tirmizî, Fedailü’l-Cihad, 12.)


“Bir gün bir gece hudut boyunda nöbet tutmak, gündüzleri oruçla, geceleri de ibadetle geçirilen bir aydan daha hayırlıdır. Vazife başında ölürse yapmakta olduğu amelin sevabı ve rızkı devam eder ve kabir fitnesinden kurtulur.” (Müslim, İmare, 163.)


Bu cennet vatanı canlarını vererek bizlere emanet eden tüm aziz şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum Gazilerimize ise cenabı Allah'tan sağlık sıhhat afiyet huzur esenlik içerisinde bir ömür niyaz ediyorum


Hayırla Kalın Allah'a Emanet Olun  Araştırmacı İlahiyatçı Eğitimci Yazar Salih Kebapçı

21 Ocak 2023 Cumartesi

RAHMET BEREKET VE MAĞFİRET İKLİMİ ÜÇ AYLAR

Bizleri sağlık sıhhat afiyet huzur ve güven içerisinde bir mübarek üç aylara daha salimen kavuşturan ulaştıran rabbimize sonsuz hamdü senalar olsun

Kıymetli Dostlar Cenabı Allah’ın insanlara rahmetini ve nimetlerini çokça ihsan ettiği belli vakitler belli mevsimler vardır Haftanın günleri arasında Cuma kameri aylardan olan Recep Şaban Ramazan ayları da bu türden feyzi ve bereketi bol zaman dilimlerindendir

Üç ayların değerini ifade eden diğer bir önemli özellik ise beş mübarek kandil gecesinden dördünün bu aylar içinde olmasıdır

Regâib, Receb’in ilk cuma gecesi
Mirac Receb’in 27. gecesi
Berat Şaban’ın 15. gecesi
Kadir Gecesi ise Ramazan ayının 27. Gecesi

Receb ve Şaban ayları, rahmet ayı olan Ramazanı karşılayan aylar Ramazan ayının müjdecisidir Kamerî ayların yedincisi aynı zamanda üç ayların ilki olan Receb ayı Sözlükte “korkmak; saygı duymak, tâzim göstermek” anlamlarına gelir recb kökünden türeyen receb kelimesi saygı duyulan ve savaşmanın da haram kabul edildiği dört aydan bir tanesidir Zilkade, Zilhicce, Muharrem Receb aylarıdır (Tevbe suresi 36.ayet)


Kur'an-ı Kerîm'de ismi açıkça zikredilen tek ay yalnızca Ramazan ayıdır Bunun dışında aylarla (hatta günlerle) ilgili ifadeler "Malum (bilinen) günler" "Onlardan dördü haramdır."Haram aylar" şeklinde kapalıdırlar


Üç aylar" ifadesi Kur’an ve Sünnet’te yer almaz. Kur’an’da (Tevbe Suresi 36) Araplar arasında bir örf olarak savaşmanın haram kabul edildiği dört aya (Zilkade, Zilhicce, Muharrem ,Receb) gönderme yapılır


Receb ayında Regâib ve İsra (mi'rac) gibi iki tane mübarek gece bulunmaktadır. Regâib, Receb'in ilk Cuma gecesidir. Rağbet olunan kıymetli şeyler, bol bol ihsan ve çok çok feyiz manalarına gelmektedir


Regaib gecesi Kur’an’da saygı gösterilmesi istenen ve hadislerde herhangi bir gün belirtilmeden oruç tutulması tavsiye edilen haram aylardan Receb ayında özellikle tasavvufî eserlerde yer alan Hz.Peygamber’in Regaib gecesinde ana rahmine düştüğü receb ayının ilk perşembe günü oruç tutup gecesinde Regaib namazı adıyla bir namaz kılmanın sevap olduğu ve bu gecenin birçok faziletinin bulunduğu yönündeki rivayetlerin asılsız olduğu hadis âlimlerince belirtilmiştir Ayrıca isrâ ve mi‘rac olayının Regaib gecesi meydana geldiğine dair rivayetin de aslı bulunmamaktadır


Receb ayının fazileti ile ilgili veya bu ayda tutulacak olan orucun, o ayın belirli bir zamanında tutulacak orucun, belirli bir gecede yapılacak ibadetin fazileti ile ilgili olarak elverişli hiçbir sahih hadisi şerif yoktur bulunmamaktadır bu tip hadislerin tamamı uydurmadır aynı şekilde Receb ayında özel olarak oruç tutulmasını tavsiye eden hiçbir sahih hadis de bulunmamaktadır tamamı uydurmadır


Resûl-i Ekrem’e isnat edilen, “Receb Allah’ın ayıdır, şâban benim ayımdır, ramazan ise ümmetimin ayıdır”; “Receb ayının diğer aylara üstünlüğü Kur’an’ın diğer sözlere üstünlüğü gibidir” şeklindeki sözlerle receb ayının ilk gecesinde veya herhangi bir gecesinde belirli bir namaz kılmaya teşvik eden rivayetlerin tamamı uydurmadır sahih değildir

Bizzat Kur’an’da adı geçen Kadir gecesi de dâhil olmak üzere bu gecelerin hiçbirine dair özel bir ibadet şekli söz konusu değildir. Sahih kaynakların “hiçbirinde” özel bir namaz şeklinden söz edilmemiştir


Reğâib” gecesi adı verilen gecede kimileri tarafından kılınan ve "reğâib namazı" adı verilen namazla ile ilgili hadislerin “tamamı” dört mezhebe mensup muhakkik hadis ve fıkıh âlimleri tarafından “uydurma” ve "bid'at" olarak kabul edilmiştir


Sahih rivayetlerde Peygamberimizin Ramazan ayı dışında hiçbir ayı tam olarak oruçlu geçirmediği en çok Şaban ayında oruç tuttuğu belirtilir. Buharî Savm 51 Müslim Sıyam 175


ÜÇ AYLARI DEĞERLENDİRME YOLLARI


1- İyi Bir Muhasebe yapmak


2-Kur'ân Üzerinde Çalışmak


Kur'ân okumayı öğrenme ve öğretme, anlama ve anlatma, yaşama ve yaşatma, düşünme ve düşündürme tarzında çok yönlüdür. Kur'ân üzerinde yapacağımız bu ve benzeri çalışmalara bugün her günden daha çok ihtiyacımız vardır Kuranla hemhal olmalıyız aramızdaki münasebeti artırmalı “Kuran bize ne anlatıyor?” emirleri ve yasakları neler bize neleri emrediyor neleri tavsiye ediyor üzerine ders çalışır gibi imtihana hazırlanır gibi çalışmalıyız


3- Nafile ibadetleri Çoğaltmak


Oruçta, Pazartesi ve Perşembe, kameri ayın 13,14 ve 15 günleri, mübarek gece (kandil)lerin öncesi ve sonrası, bir gün oruç ve bir gün iftar (Savm-ı Davud) veya tamamı şeklinde bir yol izlenebilir. Bilindiği üzere Hz. Peygamber Receb'in tamamını oruçlu geçirmemiş  Şa'ban'ın tamamına yakınını genel olarak oruçlu geçirmiş ve Ramazan'a birleştirmiştir


Memleketimizde çok yaygın olan üç ayların tamamını aralıksız tutma anlayışı sünnetlerde yoktur. Daha açık bir ifadeyle dini dayanağı yoktur lakin tutulması halinde günah da söz konusu değildir. Bilakis sevap vardır. ama bunu kurana veya sünnete dayandırmadan dinde varmış gibi göstermeden dini emir boyutuna getirmeden şartlanmadan yapmak gerekir


Namaz ile ilgili nafilelerde Revâtib sünnetlerden sonra önceliği gece (teheccüd) namazlarına vermek daha iyidir Geceleri değerlendirmenin yegâne yolu sadece namaz değildir. Namazın dışında en güzel gece ibadeti şüphesiz ilimdir


4- Mali İbadetleri Çoğaltmak

5- Peygamberimizi (s.a.v)'i Daha İyi Tanımaya Çalışmak



1)Dinimizi sahih kaynaklardan kuran ve sünnetten beslenerek istifade ederek öğrenelim öğretelim anlatalım yazalım ve sosyal medya mecralarında paylaşalım gelin bu sene üç aylar'da mübarek zaman dilimlerinde üç aylarla alaklı sahih dini bilgileri hadisi şerifleri duaları paylaşalım dinimizde sahih kaynaklarımızda olmayan bid'atleri paylaşmayalım o tip bilgileri sosyal medya mecralarında paylaşarak hem dinimizi ifsad etmeyelim hem de kazanacağımız sevapları da günaha dönüştürmeyelim


2)Receb ve Şaban aylarında oruç tutmak isteyen kardeşlerimiz Pazartesi Perşembe orucu tutabilirler peygamberimizin de sünnetine uygun olan nafile oruçlardan bir tanesidir


3) Dinimizi Kitabımız kuranımızı peygamberimizi en güzel şekilde sahih güvenilir doğru sağlam kaynaklardan en güzel şekilde öğrenmeye ve öğretmeye gayret edelim dini oyun ve eğlence haline getiren üzerinde oynayan din tüccarlarına itibar etmeyelim uzak duralım


4)Gerek üç aylara gerekse içerisinde kandil gecelerine özel bir ibadet şekli namaz oruç dua zikir yoktur bulunmamaktadır bu tip ibadetler ihdas eden din tüccarlarına asla itibar etmeyelim


Sevgili Peygamberimizin üç aylar girince okuduğu duasını bol bol okuyalım okumaya çalışalım


Allâhümme bârik lenâ fi Recebe ve Şa'bân, ve bellignâ Ramazân

Allah'ım Recep ve Şaban ayını bize mübârek kıl ve bizi Ramazan'a ulaştır


Mübarek Üç ayların ve Regaip kandilinin milletimiz memleketimiz ve alemi İslam'a hayır huzur barış esenlik getirmesini ve kurtuluşumuza vesile olmasını Yüce Rabbim'den niyaz ediyorum


Üç aylarınız ve Regaip Kandiliniz Mübarek Olsun


Hayırla Kalın Allah’a Emanet Olun Selam ve Dua İle


Araştırmacı İlâhiyatçı Eğitimci Yazar Salih Kebapçı


Twitter | İnstagram | @salihkebapcii1 | Yaay | @salihkebapcii

24 Kasım 2021 Çarşamba

AYDINLATICI KANDİLLERİMİZ ÖĞRETMENLER

 
Kıymetli Dostlar Çağımızın en yaygın olan eğitim kurumlarını muhafaza eden veliler ve onların ihtiyacına cevap vermek için eğitim faaliyetlerinde bulunan öğretmenlerin ne kadar büyük bir salih amel takdim ettiklerini her Müslüman’ın kabul etmesi kaçınılmazdır Öğretmenlik mesleği sevgili peygamberimizin emaneti olan mukaddes bir görevdir bu görev asla hafife alınamaz basite indirgenemez Çağımızda öğretmenlerimizin maalesef kabul edelim ki eksikleri de vardır bu yazımızda bu konulara temas etmeye lisanımız döndüğü kadarıyla arz etmeye çalışalım İnşallah


Değerli Dostlar Evvela öğretmenlerimizin eksiklerini diğer bir ifadeyle eksi yönlerini tespit edelim akabinde muvaffak olmaları için yapmaları gerekenleri sıralayalım İnşallah Öğretmenlerimizde heyecan yok motivasyon yok gelecek için uzun vadeli yapmış oldukları bir plan yok istişare yok mesleklerini iş olarak devlet memurluğu olarak görme var okuma kendini geliştirme sürekli yenileme tazeleme yok çağın geride kalmamak çağın daha ileride olmak gibi bir gayretleri yok sevgileri kısıtlı ve sınırlı sabır yok hedefleri yok notu silah olarak kullanmak var ikna etmek yok mücadele etmek yok emek ve zaman harcamak maalesef yok


Öğretmenlik mesleği asla bir devlet memurluğu değildir Toplumumuzun lideri konumunda olan öğretmenlerin en mühim eksiği icra ettikleri öğretmenlik mesleğini devlet memurluğu olarak görmeleridir Öğretmenlik devlet memurluğu değildir bilakis öğretmenlik gönüllere girme işidir sanatıdır unutmayın Öğretmenin mesaisi 24 saattir


Öğretmenlik mesleği maaş alıp devlet memuruyum demek değildir gönüllerde ayrıcalıklı yer edinmektir Muvaffak bir öğretmen kendisi devlet memuru olarak görmez yaptığı işin mesleği olduğunu bilir ve ona göre davranır mesleğini benimser onu içinde adeta küçük çocuklar gibi yaşar işine mesleğine aşıktır


Öğretmenlerimizin diğer büyük bir eksiği ise sevgidir mesleğini devlet memurluğu olarak gören öğretmenlerin içinde insan ve çocuk sevgisi yok denecek kadar azdır Öğretmenliği devlet memurluğu olarak gören öğretmenlerimiz çocuklara karşı sorumsuz davranışlar sergileyebilmektedirler bunların başında da şiddet gelmektedir


Asıl olan öğretmenlik mesleğini icra edenler çocuklara karşı sevgi dolu olmalıdır içinde çocuk sevgisi olmalıdır Muvaffak bir öğretmen çocukları çok sever onları kendi çocukları gibi görür ve muamele eder öğrencilerini kendi çocukları gibi benimser kendisini öğretmen olarak değil ebeveyn olarak görür ve öğrencilerine sevgiyle şefkatle muhabbetle yaklaşır İçinde çocuk sevgisi olmayan öğretmen olmamalıdır hatta yapılmamalıdır


Aziz Dostlar Öğrenme ve öğrenilenlerin hayata yansıması olan eğitimde önemli unsurlardan biri, öğrenci ile öğretmen arasındaki ilişki türüdür. Öğretmen sadece vazifeli bir memur gibi davranırsa aradaki ilişki satıcı-müşteri ilişkisine dönüşür. Onun için muvaffak bir öğretmen öğrencileriyle arasında ilişkisi en iyi olandır onlarla gönül bağı kurabilendir aynı dili konuşabilendir


Öğrenme süreci uzun ve sıkıntılı bir süreçtir. Ebeveynler ve öğretmenler bu zorunlu sürecin sıkıntısını azaltmak ve öğrencileri teşvik etmek için onlara öğrenciliğin değerini hissettirmelidir Öğrenciye söylenecek güzel bir söz, bir takdir cümlesi onun hayatını değiştirebilir Öğretmen kardeşlerimizin Kuran ve sünnetin fıtrata uygun ve başarısı kanıtlanmış eğitim metodundan faydalanması gerekir Öğretmenlerimiz yaptıkları işi önemsemeli ve bununla gurur duymalıdırlar


Öğretmen olan kişilerin sürekli Kur'an'ı okumaları ve Kur'an'ın eğitim metodu üzerine yapılmış çalışmaları incelemeleri gerekir. Bir diğer kaynak ise sünnettir. Nebi'nin sallallahu aleyhi ve sellem sünneti Onun eğitimde izlediği metot dikkatle incelenmelidir ve mutlaka uygulanmalıdır


Öğretmenler, öğrencileri için pratik birer örnektirler. İnsanın tabiatında var olan gözlemleme hasleti gereği öğretmeni dinlemekten ziyade onun söz ve davranışları arasındaki uyumu ve insanlarla muamele ahlakına bakarlar. Öğrencilerine büyüklerine saygılı olmayı, kendi aralarında kişilik haklarını gözetmelerini öğütleyen bir öğretmenin söyledikleri öğrenciler için sözden ibarettir.


Öğretmen, öğrencilerine karşı saygılı davranır, kurumda bulunan yöneticilerin sözlerine değer verir ve çalışma arkadaşı olan öğretmenlere karşı saygı ve sevgi çerçevesinde davranırsa sözleri birer öğüt olarak öğrencilerde etki bırakır. Yaşantısında öğretmek istediği ilkeleri pratize eden bir öğretmenin bunları sözlü olarak anlatmasına dahi gerek yoktur.


Öğretmen, bulunduğu kurumda sadece uzmanlık alanı olan dersi değil, çocuklara İslami değerleri öğreten bir örnektir aynı zamanda. Örneklik sıfatının bilincinde olan ve ahlaki olarak kendisini yetiştiren bir öğretmen, öğrencilerinin ahiret hayatlarının güzelleşmesine katkıda bulunduğu gibi kendi kulluğuna faydalı olacak ve okulu kendisi için amel defterini kapatmayan bir sadaka-i cariye kılacaktır.


Öğretmen, Peygamber'in tavsiyesi üzere öğrencilerine birer maden gözüyle bakmalı, onlarda var olan cevheri açığa çıkarmak ve işlemek için çalışmalıdır. Çok hareketli olan bir öğrenciyi edebiyat ve şiire, aşırı sakin bir çocuğu spor, gibi hareketli alanlara yönlendirmek, sadece öğrencinin hayatında başarısız olmasına sebebiyet verecek, başardığı takdirde de yaptığı işten lezzet alamayan, yaşamayı yük kabul eden sorunlu bir birey olmasını sağlayacaktır.


Öğrenciyi bir cevher gibi düşünen ve onu özüne uygun şekilde işleyen öğretmenle öğrenci arasında eğitimin özü olan sevgi bağı oluşacaktır. Öğretmeninin kendisini zorlamak ve kalıba sokmaktan ziyade, rehberlik edip yol gösterdiğini gören öğrenci, öğretmeni sevecek ve onun rica ve yönlendirmelerini emir gibi telakki edecektir.


Öğretmenlerimiz Eğitim konusunda yapılan çalışmaları takip etmeli yeniliklere açık olmalısın. Farklı tabiata sahip insanlara öğretmenlik yaptığın hakikatini unutmamalıdır Farklı model ve tekniklere kapalı olan öğretmen, sadece öğrencilerine zarar vermez, bir öğretmen olarak kendi başarısını da gölgeler Öğreneceği yeni bir model onun tabiatında var olan bir özelliğe uygun olabilir ve o modelle anlatmak istediklerini çok daha etkili ve kalıcı olarak anlatabilir.


Hiç şüphesiz bu durum bir öğretmenin kalitesini arttıracak, onu öğrencilerin daha dikkatli takip etmesini sağlayacaktır. İlgilendiğin yaş grubunun genel özellikleri, ilgi alanları ve onları motive edecek unsurları anlatan kitaplar okuma listende olmalıdır.


Öğretmenlerimizin etkinlik kitaplarını ve bu alanda çıkarılan yazılı ve görsel yayınları takip etmesi gerekmektedir Çocuklarla ders dışında kaliteli vakit geçirmek, onların en sevdiği ve en hızlı öğrendikleri oynayarak/eğlenerek öğrenme teknikleri hakkında malumat sahibi olmaları eğitimin kalitesini arttıracaktır.


Kendini tekrar etmeyen, farklı etkinliklerle sınıfa gelen bir öğretmen çocukların ilgisini çekecek ve dersin daha dikkatli takip edilmesini sağlayacaktır. Öğretmenin öğrencisine kazandırması gereken en önemli özellik öğrenme isteği olmalıdır.


Öğretmenler bu konuda önlerine bir hedef koymalı ve öğrenme isteğini kazandırmak için buna yardımcı olan vesileleri kazandırmaya özen göstermelidirler. Bunun başında kitap okuma ve ders dinleme alışkanlığı kazandırılmalıdır. Öğretmenler derse ellerinde kitapla gelmeli, dinlenme saatlerinde kitap okumalı, kitaplardan çocukların ilgisini çekecek yerleri onlarla paylaşmalı, ilgi alanlarına göre çocuklara kitap hediye etmeli, kitap fuarlarına çocuklarla beraber gidip kitap seçme ve almayı öğretmelidirler.


EN İYİ ÖĞRETMEN KİMDİR?


En iyi öğretmen fakültede iken yüksek notlar alan pratiğe geldiği zaman en iyi en güzel pratiği sergileyen notunu koz olarak kullanmayan adaletli davranan kibirlenip gururlanmayan diplomasını aldığında ibadet aşkı ve şevkiyle vazife ifa eden parasını alan aldığı parayı hak ederek kazanan öğrencilerini azarlamayan sürekli onları motive eden merhametli hoşgörülü şefkatli sabırlı işinin ehli güvenilir hangi branşta görev yapıyorsa o branştaki yenilikleri gelişmeleri takip eden kendisini yenileyen tazeleyen sabrı ve iknayı silah olarak kullanan çok iyi istişare yapan vazifesini titizlikle disiplinle planlı programlı bir şekilde ifa eden çokça dua eden sabırdan asla vazgeçmeyen insan ilişkilerini her zaman geliştirendir


MUVAFFAK ÖĞRETMENİN ÖZELLİKLERİ


1)Sevgi doludur çocukları çok sever
2)notunu koz olarak kullanmaz notuyla öğrencilerini korkutmaz
3)Öğrencilerini azarlamaz kötü davranmaz kötü kırıcı sözler söylemez
4)Öğrencilerine karşı adaletli davranır eşitliği her daim sağlamaya çalışır
5)Mesleğini devlet memurluğu olarak görmez
6)Muvaffak bir öğretmen gururlanmaz kibirlenmez gurur ve kibirden uzak durur
7)Sürekli öğrencilerini motive eder hedef sahibi yapar
8)kendisi de hedef sahibidir geleceğe yönelik planları vardır
9)Merhametli şefkatli sabırlı ve hoşgörülüdür
10)Vazifesini ibadet aşkıyla ve şevkiyle yapmaya gayret eder
11)Aldığı parayı hak ederek kazanır hakkı olmayan paraya tevessül etmez
12)Sürekli kendisini yeniler tazeler geliştirir çok okur çok istişare eder
13)Branşındaki gelişmeleri takip eder o gelişmelerin gerisinde kalmaz
14)İki tane silahı vardır birisi sabırdır diğeri iknadır asla bunlardan vazgeçmez
15)İşinin ehlidir bilgilidir tecrübelidir ve sabırlıdır
16)Muvaffak bir öğretmen güvenilirdir sevilendir saygı duyulandır
17)Planlı programlıdır disiplinlidir düzenlidir aynı zamanda örnektir
18)Vazifesini titizlikle ifa eder konuşmasına oturmasına davranışlarına dikkat eder
19)Muvaffak öğretmen önder lider rehber konumundadır örnek şahsiyettir
20)Çokça dua edendir duayı asla elden bırakmayandır her işine dua ile başlayandır
21)İnsan ilişkileri en üst düzeydedir kuvvetlidir her zaman geliştirir
22)İnsanlarla sağlıklı iletişim kurar etkili iletişim sahibidir
23)Sabırdan asla vazgeçmez her şartta sabır eder sabırla muamelede bulunur
24)Öğrencilerine iyi bir örnek olur hayatıyla sözleriyle davranışlarıyla hatta konuşmasıyla
25)En önemlisi de muvaffak bir öğretmen gönüllere girmek için çalışır öğrencileriyle arasında gönül köprüleri inşa eder


UNUTMAYALIM HEPİMİZ ÖĞRETMENİZ HEM ÖĞRENİR HEM DE ÖĞRETİRİZ


İŞİNİZ MÜBAREK ÇALIŞMALARINIZ BEREKETLİ OLSUN